10 SORUDA SOĞUK ALGINLIĞI

4/11/2009 ·

1. Nedir?
Soğuk Algınlığı; çeşitli virüslerin yol açtığı, üst solunum yollarında bazı belirtilere yol açan ‘hafif’ seyirli bir hastalıktır.

2. En çok kimlerde görülür?
Yetişkinlerde ve çocuklarda en sık görülen hastalıktır.

3. Tedavide antibiyotik kullanılır mı?
Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmamasına rağmen bu konuda sıklıkla yanlış yapılır.

4. Yaygın bir infeksiyon olarak nitelendirilebilir mi?
Soğuk algınlığı o kadar yaygın bir infeksiyondur ki, çok az insan bir yılı yakınmasız geçirebilir. Gelişen ulaşım olanakları sayesinde etken virüsler dünyanın her yerinde ve ikliminde infeksiyonun ortaya çıkmasına yol açabilir.

5. Neden havaların soğuması mıdır?
Soğuğun direkt olarak hastalığa yol açtığı söylenemez. Soğuk algınlığı genellikle okulların açılması ile eş zamanlı olarak sonbahar mevsiminde görülmeye başlar.

6. Hangi mevsimde daha sık görülür?
Soğuk algınlığı en sık kış mevsiminde görülür. Bunun başlıca nedenleri arasında kötü havalandırılan ortamlarda daha çok zaman geçirilmesi, güneş ışınlarının daha az oluşu, daha çok toplu halde yaşanması, bu mevsimde stresin daha fazla olması ve burundaki koruyucu mukozanın soğuması ile virüslerin hızla çoğalması sayılabilir.

7. Yakalanma riskini arttıran faktörler nelerdir?
Riski arttıran bazı özel faktörler söz konusudur: Uzun mesafeli uçak yolculukları; 200 - 400 kişinin aynı hava kaynağı ile birbirlerine infeksiyon bulaştırmalarını kolaylaştırır. Yabancı bölgelere yapılan seyahatler de o bölgedeki virüslerin alınmasına sebep olabilir. Klimalar da önemli risk faktörleri arasındadır; havadaki nemi aldıkları için burundaki koruyucu mukoza ortamını kuruturlar ve infeksiyona yatkın hale getirirler.

8. Stres bir risk faktörü müdür?
Stres, tek başına immün (bağışıklık) sistemini baskılayarak infeksiyon etkenlerinin üremesini kolaylaştıran bir diğer önemli risk faktörüdür.

9. Soğuk algınlığı virüsleri nasıl bulaşır?
Etken virüslerin bulaşması; hastaların mikrop içeren burun veya ağız salgılarıyla bulaşmış elleri ve eşyalarıyla olabileceği gibi, havadaki küçük veya büyük parçacıklar içindeki virüslerin solunması ile de olabilir.

10. Ölümcül olabilir mi?
Bebekler, çok yaşlılar ve bağışıklık sistemi problemli olan kişilerde hastalık çok ciddi, hatta ölümcül olabilir. 

KLİNİK BELİRTİ VE BULGULAR NELERDİR?
Hastalığın bünyeye yerleşme süresi 24 - 72 saat arasında değişir. İlk belirti kuru kaşıntılı boğaz ağrısıdır. Ateş normaldir veya hafif yükselebilir. Bebek ve küçük çocuklarda ateş daha yüksektir. En sık görülen belirtiler, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğazda yanma ve öksürüktür. Koku ve tat duygusunun azalması, kulaklarda basınç hissi ve ses kalitesindeki değişiklikler gibi durumlara da sıkça rastlanır. Belirtiler ortalama 7 gün sürer. Vakaların dörtte birinde bu süreç 2 haftaya kadar uzayabilir.

SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Kapalı ve kalabalık yerlerde hastalık hızla yayılır. Dolayısıyla açık havada ve havalandırması iyi olan yerlerde bulunmak infeksiyon riskini azaltır.
Virüsler, mikrobun bulaştığı yerlerde (kapı tokmağı, telefon gibi) canlı kalabildikleri için, bu yüzeylere temastan sonra virüsleri rahatlıkla burnumuza veya gözlerimize transfer edebiliriz. Bunu engellemek için ellerimizi sık sık sabunlu su ile yıkamalıyız.

SOĞUK ALGINLIĞINDA NASIL BİR TEDAVİ UYGULANIR?
Soğuk algınlığı tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Tedavi belirtilere göre yapılmalıdır. Burun tıkanıklığını giderici spreyler veya burun damlaları, öksürük giderici ilaçlar, baş ağrısını azaltmak için ilaçlar kullanılabilir. Ayrıca istirahat edilmesi ve stresten uzak durulması da vücut direncinin yeniden kazanılmasına yardım eder.
Bu tedavilere ek olarak, ABD’de hastaların üçte biri, Avrupa’da % 40 - 70’i alternatif tedavi kullanmaktadır. Alternatif tedavi olarak sıklıkla esansiyel yağlardan oluşan mentol, içinde bir sülfür bileşiği olan ‘Ajoenc’in etkisinden yararlanmak için sarımsak, çinko ve yüksek dozlarda (günde 1 - 2 gram) C Vitamini alınarak antioksidan etkilerden yarar sağlayabilmektedir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bebeğiniz grip olduysa

4/11/2009 ·

<_script /> <_script /> <_script /> <_script /><_script />google_protectAndRun("ads_core.google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);<_script />

Bebeğiniz soğuk algınlığına yakalandığında neler yapmanız gerektiğini bilmiyor musunuz? Hemen telaşa kapılıp, doktora koşmadan önce şu önerileri yapın..

Minik bebeklerin nefes almakta, beslenmekte zorlanması, halsiz ve cansız hallerini görmek anne-babaları çok üzer. Neyse ki soğuk algınlığı virüslerin neden olduğu bir hastalıktır ve zaman içinde kendiliğinden iyileşir. Ancak bu sırada evde yapacağınız bakım hem bebeği rahatlatacak hem de komplikasyonların gelişme riskini azaltacaktır.

Bebeğinizi emziriyorsanız zaten çok etkili bir önleme tedbiri almışsınız demektir. Anne sütü hastalıklarla mücadele eden antikorları içerdiğinden, anne sütü ile beslenen bebekler solunum yolu ve sindirim sistemi hastalıklarına daha az yakalanırlar ve hasta olduklarında da hastalığı daha hafif bir şekilde atlatırlar.

Soğuk algınlığında bebeği rahatlatmanızı sağlayacak yöntemler

Soğuk algınlığına yakalandığında, bebeğin zaten dar olan burun girişinin şişmesi ve artan salgılar bebeğin burnundan nefes almasını güçleştirir ve bu da bebeğin uykusunu bozabilir. Bebeğinizin gözleri şiş, kuru ya da ıslak gözükebilir, enerjisi ve iştahı her zamankinden az olabilir ve ateşi çıkabilir. Yani kısacası siz soğuk algınlığına yakalandığınızda kendinizi nasıl hissediyorsanız, bebek de öyle hisseder.

• Bol sıvı verin: Bol bol sıvı vermek gerçekten faydalı olmaktadır. Anne sütüyle beslenen bebekler daha sık emzirilebilir. Biraz daha büyük bebeklere, daha önceden de tüketmeye başladıkları sulandırılmış elma suyu ya da hafif bir bitkisel çay gibi berrak sıvı içecekler de verilebilir. Formül mama ile beslenen bebeklere mutlaka fazladan berrak sıvı içecek verilmesi gerekir.

• Burnu tıkalıysa: Burnu tıkalı olan bebek emmekte zorlanabilir. Bebeğiniz emmekte zorlanıyorsa, dik pozisyonda emzirmeyi deneyin. Anne sütü dışındaki sıvıları ise kaşıkla veya damlalıkla verebilirsiniz.

Besleme ve uyku zamanından 15 dakika önce burna tuzlu burun damlalarının uygulanması bebeğin daha rahat nefes almasına yardımcı olabilir. Ayrıca soğuk buhar makinesi ile odasının havasının nemlendirilmesi de uyku sırasında rahat etmesine yardım eder.

Burun akıntısının dışarı çıkması için uyurken bebeğin başının altını hafifçe yükseltebilirsiniz (çarşafın altına katlanmış havlu koyarak).

• İlaç kullanımı: Doktora danışmadan ilaç kullanmayın. Soğuk algınlığını baskılamak zararlı olabildiğinden soğuk algınlığı ilaçları bebeklere tavsiye edilmez. Bebeğinizin soğuk algınlığı sizi endişelendirecek boyuttaysa doktoruna danışabilirsiniz. Bir yaşından küçük bebeklerde dekonjestanlar (burun damarlarını daraltarak rahatlama sağlamaya yönelik ilaçlar) önerilmez.

Aşağıdaki durumlarda doktora başvurun

• Bebeğinizin nefes alışı çok hızlı, sesli veya hırıltılı ise.

• Köpek havlamasına benzer bir öksürük olursa.

• Nefes darlığı varsa veya nefes almak için çaba sarf ediyorsa.

• Nefes aldığında göğsünün içeri çekildiğini görürseniz).

• Rengi soluk veya benekliyse.

• Cansız veya halsizse.

• Sıvı almayı reddediyorsa.

• Gerçekten çok hasta ya da acı çekiyor gibi görünüyorsa.

Solunum yolları için doktorlar ne öneriyor ?

Öncelikle bebeğiniz bulunduğu odanın şartlarını ciddiyetle takip etmeniz gerekiyor. Sıcaklık ve nem düzensizlikleri üst solunum yolları hastalıklarının ortaya çıkmasını tetikliyor.

Oda şartlarının düzenlenmesi için yardımcı cihazlar öneriliyor.




Yorum (yok) Yorum yaz!

10 SORUDA GRİP

4/11/2009 ·

1. Nedir?
Grip; ateş, öksürük, baş ağrısı, halsizlik ve kas ağrıları ile seyreden akut bir virüs hastalığıdır.

2. Soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farkı var mıdır?
Kesinlikle farklıdır. Grip; ülkeler ve kıtalar arası yaygınlaşma özelliğine sahip olan bir hastalık olarak ciddi akciğer hastalıklarına yol açabilmesinden dolayı soğuk algınlığından ve diğer solunum sistemi hastalıklarından farklıdır.

3. Soğuk algınlığı ile benzer özellikleri var mıdır?
Grip ve soğuk algınlığı bulaşma şekilleri ve belirtiler yönünden benzerlik gösterirler. Ancak gripte baş ağrısı, kas ağrıları ve ateş daha ön plandadır.

4. Medikal tedavide ne tür ilaçlar kullanılır?
Grip tedavisinde bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir.

5. Gripten korunma yöntemi nedir?
Günümüzde grip (influenza) aşıları gripten korunmanın en güvenli yoludur. Bu aşılar ülkemizde de başarı ile uygulanmaktadır.

6. Aşı ne zaman ve nasıl uygulanmalıdır?
İnfluenza aşıları Eylül - Aralık ayları arasında tek doz olarak üst kolun dış yüzeyine uygulanır.

7. Bebekler ve küçük çocuklar için de aşı uygulama şekli ve doz aynı mıdır?

Bebekler ve küçük çocuklarda uyluğun ön yüzünden kas içine yapılabilir. Daha önce aşılanmış 9 yaş altı çocuklara birer ay ara ile 2 doz önerilmektedir.

8. Gebelikte aşı yapılması doğru mudur?
Kesinlikle doğrudur. Gebeler de aşılanması gereken grup içinde yer almaktadır.

9. Grip olduğunda hastalık riskinin arttığı gruplara da aşı uygulanabilir mi?
Elbette. Astım, kronik akciğer veya kalp hastalığı, şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, kan hastalığı gibi bir hastalığı olanlar bu gruba dahildir. Bu kişiler de kesinlikle aşılanmalıdır.

10. Grip aşısı olması gereken grup içinde başka kimler vardır?
Sağlık Personeli (doktor, hemşire ve diğer personel),
Huzurevi ve kronik bakım ünitelerinde çalışanlar,
Ev hemşireleri,
65 yaş ve üzerindekiler,
Dış ülkelere seyahat edecek olanlar,
Önemli etkinliklerin kesintiye uğramasını en aza indirmek için önemli toplum hizmeti verenler.

Yorum (yok) Yorum yaz!

İlk Aylarda Bebeğinizin Güvenliği

28/10/2009 ·

İlk Aylarda Bebeğinizin Güvenliği

 Bebekler göründüklerinden daha sağlamdırlar. Onları kucağınıza aldığınız zaman kırılmazlar, çoğu düşmeleri yarasız beresizsonuçlanır. Ama kazalara açıktırlar. Çok küçük bebekler bile bir şekilde başlarını belaya sokabilirler. Bebeğinizi kazalardankorumak için her zaman şunlara dikkat ediniz:

  • Bebeğinizi araba ile gezdirirken mutlaka emniyetli araba koltuğu kullanın. Hem kendiniz emniyet kemeri takın, hem de sürücüye taktırın; sürücü emniyette değil ise kimse değildir. İçki içtikten sonra araba kullanmayın ve kullandırtmayın.
  • Bebeğinizi büyük küvette yıkarken altına havlu koyarak kaymasını engelleyin. Bir eliniz sürekli bebeğinizin üstünde olsun.
  • Bebeğin altını değiştirirken yatakta, kanepede nerede olursa olsun biran bile yalnız bırakmayın. Henüz kendi etrafında dönemeyen bir yenidoğan bile vücudu ile uzanarak düşebilir.
  • bebek koltuğu kullanıyorsanız bunu küçük bir masaya, mutfak tezgahına veya yeterince geniş olmayan herhangi yüksek bir yere koymayın yoksa bebeğiniz koltuğun devrilmesiyle düşebilir.
  • Ne kadar iyi eğitimli olursa olsun evcil bir hayvan ile bebeğinizi yalnız bırakmayın.
  • Bebeği beş yaşın altındaki kardeşi ile yalnız bırakmayın.
  • Bebeği ondört yaşın altındaki bakıcı ile, tanımadığınız birisi ile henüz referanslarını kontrol etmediğiniz bir bakıcı ile yalnız bırakmayın.
  • Bebeği havada atıp tutmayın veya sertçe sarsmayın. 
  • Evin içinde çok kısa bir süre bile olsa bebeğinizi yalnız bırakmayın; bir yangının yayılması saniyeler içinde olur.
  • Bir bebeği ya da çocuğu arabada asla yalnız bırakmayın.
  • Bebeği mağazada, yürüyüşte, oyun parkında gözünüzün önünden bir an bile ayırmayın, bebek arabası veya bir puset çocuk hırsızı için özellikle kolay hedeftir.
  • Bebeğin oyuncaklarını veya başka şeylerini iple karyolasına asmayın ve bebeğin boynuna veya koluna künye, madalyon,kolye, bilezik asmayın. Bebeğin giysilerindeki, kapşonlardaki bağcıklarının uçlarının iyice düğümlenmiş olduğuna emin olun yoksa yerlerinden çıkabilirler. Bebeğin ulaşabileceği yerlerde ip, zincir, kordon bulundurmayın. Bebeğin karyolasının yakınında perde kordonu, telefon kablosu olmamasına dikkat edin. Tüm bunlar bebeğin kaza ile dolanarak boğulmasına neden olabilir.
  • Kaza eseri boğulmayı engellemek için bebeğinizin yatağına yakın içi dolu büyük yumuşak oyuncaklar, yastıklar ve benzerişeyler bulundurmayın. 
  • Bebeği açık bir pencerenin altında bir an bile tutmayın.
  • Evde yangın dedektörleri kullanın.

   ARABADA BEBEĞİN EMNİYETİNİN SAĞLANMASI
   Bebeklerini ilk kez dışarı çıkaran anne babalar aniden rüzgar çıkmasından veya yağmur yağmasından korkarak bebeklerinisarmalarlar (bazen gereğinden fazla). Ancak milyonlarca anne-baba bebeklerini asıl korumaları gereken yerde korumazlar. Kötühava koşullarına kısa bir süre maruz kalmak bebek açısından çok olumsuz olaylara yol açmaz, ancak bebeği hatalı bir şekildeyerleştirilmiş emniyet koltuğunda oturtmak ya da yolculuk yaparken emniyet koltuğunda oturtmamak çok kötü sonuçlara yolaçabilir. anne-babaların en çok korkması gereken olay hastalık değil araba kazaları olmalıdır.İlk kez bebeğinizle yolculuk yaparken arabanıza bebekler için üretilen emniyet koltuğunun doğru bir biçimdeyerleştirildiğinden ve bebeğin araba hareket ettiğinde yeterince güvende olduğundan emin olun. Arabayı yavaş kullanmanızagüvenmeyin, bebeği tutabileceğinizede güvenmeyin. İlk seferinden itibaren bebeğin emniyet koltuğuna alıştırılması bu olayı benimsemesini sağlayacaktır. Düzenli olarak emniyetönlemleri dahilinde yolculuk yapan bebek hem daha emniyette olur, hem de daha kolay idareedilir (emekleme döneminde ki bebekle yolculuk yaparken bu önemlidir.)
Standartlara uygun bir emniyet koltuğu aldıktan sonra şunlara dikkat edin:
  • Koltuğun doğru şekilde yerleştirilmesi ve bebeğinizi emniyete almak için imalatçının önerilerini dikkatle okuyun ve uyun.Her yolculuktan önce koltuğun doğru bir biçimde yerleştirildiğinden ve kemer ve kayışların sıkı olduğundan emin olun. 
  • En az 8.5-9 kg olana ve dik oturabilene dek bebekleri arkaya bakacak şekilde yerleştirin. 9 kg üzerindeki bebekler yüzleri öne bakacak şekilde yolculuk yapabilirler.
  • Mümkün olduğu zaman, bebek arka koltuğun ortasında oturmalıdır; burası arabanın en güvenli yeridir. Eğer arabayı kullanan kişi bebekle yalnız ise bebekle iletişim kurmak ve bebeği gözleyebilmek için ön koltuğa oturtmak iyi olur. 

   BEBEĞİNİZİN güvenli BESLENMESİ
   Gıda zehirlenmesi sık karşılaşılan ve önlenmesi çok kolay hastalıklardan biridir. Yemek sofrasından kaynaklanan diğerrisklerde önlenebilir. Bebeğinizin güvenle beslenebilmesi için herşeyi yaptığınızdan emin olmak istiyorsanız, her yemekhazırlayışınızda aşağıda ki tedbirleri alın.
  • Bebeğinizi beslemeden önce mutlaka ellerinizi su ve sabun ile yıkayın. Eğer besleme sırasında çiğ ete, tavuk yada balığa dokunursanız ellerinizi yeniden yıkayın çünkü bunlar bakteri barındırır. Eğer elinizde bir yara varsa beslemeden önce yarabandı ile kapatın.
  • Kuru bebek gevreklerini ve açılmamış bebek gıdası kavanozlarını kuru ve serin bir yerde saklayın. 
  • bebek gıdası kavanozlarını açmadan önce üstlerindeki tozları silin yada yıkayın.
  • Eğer kavanoz zor açılıyorsa, boyun kısmı üzerine ılık su akıtın yada kapağın kenarını bir şişe açıcı ile zorlayın.
  • Bebeğinizi direk olarak bebek gıdası kavanozundan beslemeyin ve kasede kalan mamayı sonraki öğüne saklamayın, çünkü bebeğin salyasındaki enzimler ve bakteriler mamayı sindirmeye başlayacaktır, buda mamanın sulanmasına ve daha çabuk bozulmasına yol açar.
  • Bir kavanozu ilk kez açmadan önce, kapağın üzerinde amblemin olduğundan ve daha önce açılmamış olduğundan emin olun.
  • Bir konserve kutusu açacağı kullanırken, temizliğinden emin olun, paslı görünmeye başladığında yada temizleyemediğinizde onu atın.
  • Kavanozdan her seferinde temiz bir kaşık ile bir öğünlük mama çıkarın. Eğer bebek biraz daha fazla isterse yeni bir temiz kaşık kullanın.
  • Kavanozdan bir öğünlük mama aldıktan sonra, kapağını tekrar kapayın ve yeniden kullanana kadar buzdolabında saklayın.
  • bebek mamalarını ısıtmak gerekli değildir, ama eğer ısıtıyorsanız, yalnız bir öğünlük ısıtın ve ısıttığınız kısımdan kullanılmayanı atın. Bebeğinizin gıdasını bir kaba sıcak su doldurup onun içinde bekleterek ısıtın. Bebeğinizin yemeğinin tadına onun kaşığı ile bakmayın. Eğer bakarsanız kaşığı değiştirin.
  • Taze bebek gıdaları hazırlarken, kapların ve çalıştığınız yüzeylerin temiz olmasına özen gösterin. Soğuk yiyecekleri soğuk,sıcakları sıcak tutun. Gıdalar en çabuk 15-50 derece arasında bozulur, bu nedenle bebek gıdalarını bu ısılarda bir saatten uzun süre tutmayın(erişkinler için güvenilir süre 2-3 saate yakındır).
  • Doktor yumurta akına izin verdiği zaman, bebeğinize yumurta vermeden önce tamamen piştiğinden emin olun. Çiğ yumurta akında salmonella mikrobu barınabilir.
  • Eğer bir gıdanın tazeliğinden şüpheli iseniz onu atın.
  • Organik olarak yetiştiği belgelenmemişse bebeğinize vermeden önce meyve ve sebzelerin kabuğunu soyun.
  • Kabuğunu soymadığınız tüm sebze ve meyveleri su ile mümkünse fırçalayarak yıkayın.

  Bebeklere verilmemesi gereken gıdalar:
  • Tütsülenmiş yada işlemden geçirilmiş etler(sosis, pastırma gibi). Hem nitrat ve diğer kimyasal maddelerden, hem de yağ ve kolesterolden zengin olan ve bazen kemik içerebilen bu gıdalar, bebeklere çok nadiren verilmelidir.
  • Tütsülenmiş somon ya da alabalık gibi tütsülenmiş balıklar. Tazeliklerini korumak için genellikle nitratlarla muamele edilen bu gıdalar bebekler için uygun değildir.
  • Suyun kirli olduğu yerlerde yakalanan balık.
  • Kafein ve ilişkili bileşikler içeren kahve, çay, kakao, ve çikolata gibi yiyecek ve içecekler. Kafein bir bebeği çok sinirli hatta daha kötü yapabilir, kalsiyumun ve diğer besleyici maddelerin emilimini engelleyebilir. 
  • Sütsüz krema (yağ, şeker, ve kimyasal maddelerle doludur), donmuş soya fasulyesi sütü ile yapılan tatlılar gibi taklit yiyecekler, meşrubatlar(gereğinden çok şeker ve bazen de kimyasallar içerirler). Bebeğinizi kimyasal kokteyller ile değil,gıda ile besleyin.
  • Doğal ot çayları vermeyin. Bunlarda çoğu kez şüpheli maddeler bulunabilir ve bebeğin vücudu üzerinde sıklıkla istenmeyen etkiler oluşturabilir.
  • Bebekler için özel olarak hazırlananlar haricindeki vitamin preperatları. Aşırı vitamin bebekler için özellikle zararlı olabilir, çünkü vücutları onları erişkinler kadar çabuk işleyemez. Çiğnenebilir C vitamini preperatlarındaki asit dişlere zarar verebilir ve ne bebekler nede büyükler tarafından kullanılmamalıdır.
  • Çiğ balık. Küçük çocuklar çiğ balıklarda bulunabilecek parazitleri öldürecek kadar kuvvetli çiğneyemezler ve bunlar ciddi besin zehirlenmelerine neden olabilir.
  • Alkollü içecekler. Hiç kimse bunu bebeğin diyetine koymaz ama bazı kültürlerde bir bebeğe küçük bir yudum vermek eğlence gibi görünmektedir. Hem alkol bir bebek için zehirli olabileceğinden, hemde bebek buna karşı zevk geliştireceğinden bu tehlikeli bir oyundur.
  • Kurşun, PCB, yada başka zararlı maddelerle kirlenmiş musluk suyu. Bölgenizde sularla ilgili bir şüpheniz varsa kaynatıyor bile olsanız musluk suyunu kullanmayın.
  • Kontamine olduğu bilinen sebze ve meyveler. Belli bir sebze ve meyvenin zararlı olduğu haberi yayılırsa, adı temize çıkana dek onu satın almayın

Yorum (yok) Yorum yaz!

Bebeğinizin İlkleri

28/10/2009 ·

Bebeğinizin İlkleri


Minik bir bebeğin anne ya da babasına ilk gülümsediği an herhalde anne baba için en unutulmaz andır. Bebeğin ilk yılı heyecan verici birçok gelişmeyle doludur. anne baba bebeğin her hareketini takip eder. İlk gülücük, ilk el çırpma hatta bebeğin önce kimin adını söyleyeceği anne baba arasında sevimli bir çekişmeye dönüşebilir.

İlk Esneme: Bebekler doğum sonrası sık sık kocaman esnerler. Bunlar refleks hareketlerdir ve bebeğin ciğerlerine bol bol oksijen gitmesini sağlar. Bu özellikle bebeğin sizin vücudunuzdan bağımsız olarak yaşamayı öğrendiği dış dünyadaki ilk günlerinde onun için son derece önemlidir.

İlk Gözgöze Temas: Bebeklerin görme duyusu doğum sonrasında son derece kısıtlıdır. Altı-sekinci haftalarda, kendisine gülen bir yüze gülerek cevap verir. Anneyle bebek arasında göz temasıyla kurulan bu bağ, bebeğin yaşamının ilk günlerinden itibaren onu hayata bağlayacak bir bağın oluşması açısından çok önemlidir.

İlk “Agu” lar: anne babaların heyecanla bekledikleri gelişme bebeklerinin ne zaman konuşacağıdır. Uzmanlar bebeğin dilini geliştirebilmesinde ailenin iletişiminin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Aile onunla ne kadar ilgiliyse, bebek o kadar fazla agucuk, gugucuk yapar. Bebekler 3-6 ay arası ilk agu seslerini çıkartarak konuşmaya adım atar. Ardından önce sesli sonra sessiz harfleri kullanmaya başlarlar. Altıncı ayda iki heceli ‘baba’, ‘dada’ gibi sesleri çıkartabilirler. Bebeğin dil gelişiminde derece derece uzunluğu artan cümleler, çocuk 6 yaşına gelene kadar gelişmesini sürdürür. Bu gelişme çocuktan çocuğa farklılık gösterir.

İlk Tebessüm, İlk Gülücükler: Minik bebeğinin gülücükleri etrafındakiler için sevinç kaynağı olur. Bebeğin bilinçli gülüşleri dört ve yedinci aylar arasında olur. O etrafında tanıdığı ve alıştığı yüzleri görünce, gülücüklerini bol bol dağıtacaktır. Bebeğin bu gülüşleri onun merhabası haline gelir.

İlk Dişler: Bebeğiniz etrafa gülücükler saçtığında ağzını süsleyen iki minik diş onu daha da sevimli yapar. Bebekler, çıkmaya hazır dişleriyle dünyaya gelirler. Bu dişler, bebek yaklaşık 5-7 aylık olduktan sonra diş etlerini yararak ortaya çıkarlar. İlk dişin çıkışı bebekten bebeğe farklılık gösterebilir. Bu ilk dişlere süt dişleri ya da bebek dişleri denir.

İlk Adımlar: Bebeğinizin kendi başına ayakta durmayı öğrenip yürümesi hem sizin için hem de onun için son derece heyecan verici bir gelişmedir. Altıncı aydan itibaren iyice hareketlenen bebeğiniz, bir yerden bir yere sürünerek ya da yuvarlanarak emeklemeye çalışır. Onuncu aydan itibaren de kendini bir eşyadan diğerine iterek ve yana doğru adımlar atarak yürümeyi denemeye başlar. Bu onun sıralama dönemidir. Ayakta durmayı fazla dengeli olmasa da birkaç küçük adım izler. Bebekler 9-15 ay arası yürümeyi başarır. İlk adım, dikkatleri tamamen bebeğin üzerine çeker ve bu ilgiden çok hoşlanırlar. Her bebek, yürümeye kendi gelişim yapısına uygun zamanda başlar.
<_script /><_script />


<_script /><_script />
Öncelikle karnının üstüne 
yatırıldığında kafasını az da olsa yukarı kaldırabilir. Vücudunun ikitarafındaki kollarını ve bacaklarını eşit derecede hareket 
ettirebilir. 16-30 cm uzaklıktaki nesnelere odaklanabilir. Yeni doğan bebeğinizbazı reflekslerle beraber doğar. Bunlar, 
doğumdan sonra doktorunuz tarafından bebeğin gelişiminin bir göstergesiolduğundan kontrol edilecektir. 

Bebeğiniz neler yapar

Ürkme veya moro refleksi:
Ani yüksek ses veya düşme hissi(örneğinbebeğin ellerinden tutulup hafifçe kaldırılması ve daha 
sonra ellerinin birden bırakılması) bebeğin bacaklarını, kollarını veparmaklarını aniden germesine, geriye doğru yay gibi 
gerilmesine, kafasını geriye atmasına, sonra kollarını göğsüne doğrugeri çekip yumruklarını sıkmasına neden olur.
Bu refleks doğumdan sonraki ilk 4 ayda gözlenir.
Babinski refleksi: Ayak tabanı topuktan parmağa doğru hat şeklindeçizildiğinde ayak başparmağı yukarı doğru kalkar ve diğer
parmaklar yelpaze gibi açılır. Bu refleks normal olarak 12. aya kadar görülebilir.
Arama ve emme refleksi:Yanağına hafifçe dokunulan bebek uyaranınyönüne doğru döner, ağzını açar ve emmeye hazır hale 
geçer. Bu refleks de 3-4 ay görülür, Ayrıca bu refleksi bebek uyurken bilegörmeniz mümkün.
Yürüme veya adım atma refleksi: bebek koltuk altındandesteklenmiş bir şekilde, masa veya düzgün bir yüzey üzerinde ayakta 
tutulduğunda sanki adım atacakmış gibi bir bacağını ve sonra ötekinikaldırır; bu refleks dördüncü günden sonra 
belirginleşir. Bu refleks ortalama 2 ay sürer. Ancak bu refleksin varlığıbebeğin erken yürüyeceğine işaret etmez. Bu durum
hemen her sağlıklı bebekte gözlenebilir.
Yakalama refleksi: Bebeğin yüzü öne bakarken, kolları bükülmüşkenve işaret parmağı avuç içine doğru sıkılmış durumdayken 
bebeğin eli parmağı tutacak şekilde bükülür. Yenidoğanda yakalamarefleksi tüm vücut ağırlığını destekleyecek kadar güçlü 
olabilir. Bu refleks ise 3 ay sürer.
Tonik ense refleksi: Arka üstü yatırıldığında bebek kafasınıbir tarafa yatırır, döndüğü taraftaki kol ve bacağını ileri uzatır 
ve karşı yöndeki uzuvlarını büker. Kısacası savunma pozisyonu alır. Burefleks doğumdan sonraki ikinci haftada başlar ve 6. aya
kadar devam edebilir.
Siz de bebeğinizde bu refleksleri görmeye çalışabilirsiniz. Ancak sizin aldığınızsonuçların doktorunuzunki kadar sağlıklı 
olmayacağına emin olun. Bu nedenle bir refleksi göremediğinizde mutlakadoktorunuza danışın.

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::